Perşembe, Ekim 15, 2009

nasıl el yıkanır?

Burası Paris'te bir üniversitenin lavabosu...
Nasıl el yıkanacağını adım adım anlatmışlar :)

Salı, Ekim 13, 2009

Günlerden bir gün, köyün birinde, adamın birinin eşeği, ağzı tahtayla
kapatılmış üzerine de toprak dökülmüş
kuyunun üzerinden geçerken, zamanla tahta çürür ve toprakta biten
otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekemez
eşek kuyuya düşer. Hayvancık saatlerce acı içinde kıvranır, bağırır
kendi dilinde.

Sesini duyan sahibi gelip bakar ki vaziyet kötü.Zavallı eşeği kuyunun
dibinde melul mahzun bakınıyor. Üstelik yaralanmış. Karşılaştığı bu
durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız köylüleri yardıma
çağırdı.
Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kalır.
Sonunda karar verilir ki kurtarmak için çalışmaya değmez. Tek çare,
kuyuyu toprakla örtmek.
Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak atarlar.
Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe
döker. Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha
yükselir . Ve sonunda yukarıya kadar çıkar.
Köylüler ağzı açık bakakalır.

Hayat, bazen üzerimize gelir.
Toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur.
Bunlarla başetmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp
silkinmek ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır.
Kör kuyuda olsak bile...

Pazar, Ekim 11, 2009

Evde Çiçek Ekmek





Tarif için buraya tıklayın: Papatya Prenses'in Dünyası

Pazar, Ekim 04, 2009

Yunuslar





Zoo Aquarium Madrid

Madrid şehir merkezinden metro ile kolaylıkla gidilebilen Madrid Zoo Aquarium'a giriş ücreti sanırım diğer ülkelerdekine göre fiyatı uygun ve içeride panda dahil her türlü hayvan ve balık mevcut :) Ayrıca saatlerini denk getirirseniz fok, papağan veya yunus şovlarını da izleyebiliyorsunuz.


















resimlerle...

























Perşembe, Ekim 01, 2009

Lizbon



Tepelerin üzerine kurulmuş, boğaz köprüsü ve tramvayları ile İstanbul'u andıran bir şehir Lizbon. Sokakları kimi yerlerde kendine hayran bırakacak kadar güzel desenlerde taş döşeli, arnavut kaldırımlı, Avrupa'nın en batısında kendi halinde bir sahil şehri...



Gitmeden önce Wikipedia'dan tarihini, Wikitravel'dan orada neleri gezmek görmek gerektiğini, ekşi sözlük'ten samimi tavsiyeleri, ya da farklı farklı pek çok siteden Lizbon'un kendi tavsiyelerini , önerileri bulabilirsiniz. Ya da bunların hiç birini yapmadan şehre gidip elinize haritanızı alıp fellik fellik dolaşabilirsiniz. :)



İnsanlar oldukça sıcak kanlı, İngilizce bilmeseler de el işaretleri ve tahmin yöntemi ile de anlaşabiliyorsunuz. Lizbon'u gezmek için biraz yürüyüş ve 28 numaralı tramvaya binmeniz yeterli.

Diğer Avrupa şehirlerine göre çok ucuz, şehir merkezinden havaalanına metro yok ama taksi ile 10 euro civarı ödeyerek rahatça gidebilirsiniz.

Belediye Sarayı'nın önündeki kocaman meydandan dolaşmaya başlamadan önce etrafındaki kafelerde uygun fiyatlara bişeyler atıştırabilirsiniz.



Tatlı zevkleri bize biraz benziyor, buralarda damak zevkinize uygun bir şeyler bulmak hiç de zor değil.



Ve bu nispeten küçük şehirde öyle güzel ve yeni bir metro var ki insan kendine özel yapılmış zannedebilir :) Her yere metro ile çok rahatlıkla ulaşılabiliyor.





Ocenarium Avrupa'nın en büyük okyanus müzesi. Daha önce hiç böyle bir akvaryum ziyaret etmediyseniz daha uygun fiyata dev balıkları, penguenleri, su samurlarını ve deniz altının rengarek dünyasını görebileceğiniz bir Avrupa şehri yoktur sanırım, görülmeye gerçekten değer.



Ayrıca şehirde pek çok da kule var, çıkıp tepeden manzarayı seyredebilirsiniz.

Salı, Eylül 29, 2009

çizgi şehir Disneyland



Yaşasın çocuk olmak! bu ne büyük bir özgürlük, mutluluk ve zevk :)



içeri adımını attığın andan itibaren karşına her an Miki, Mini ya da Donuld Duck çıkıverecekmiş hissi yaratan, insanı çocukluğuna döndüren, bütün gün o oyuncak senin bu oyuncak benim gezilebilecek eğlence yeri. Her ince ayrıntısına kadar düşünülmüş tadı damağınızda kalan bir masal dünyası...



Hele bir de tüm çizgi kahramanların yürüyüşüne denk gelirseniz gidip sarılmak isteyeceğiniz kadar sevimli kahramanları karşınızda bulabilirsiniz:









Oyuncaklardan büyüklere yönelik olanlar oldukça güzel. Çok sıra (nerdeyse 1 saat, bazen daha fazla) beklemek zorunda kalsanız da tekrar binme isteği azalmıyor :) Minik çocuklar, ya da orta yaş ve üzeri amca teyzeler bindiğine göre ben de binerim diyerek kendinizi gazlarsanız problem yaşamıyorsunuz :)

Pazartesi, Eylül 28, 2009

okuyalım :)

Evvel zaman içinde Memleketin birinde 90 yaşlarında fakat çok dinç ve genç görünümlü bir adam yaşarmış? Çevresinde bulunan herkes ona çok özenir ve sorarlarmış. "bu gençliğin sırrı nedir" diye.

İhtiyar delikanlı güler geçermiş her soruldukça bu soruya…

Ama sorular sık, soranlar çoğalınca cevap vermek vacip olmuş sanki.

Düşünmüş nasıl anlatırım bu sırrımı kolayca herkese. Sonra karar vermiş tüm meraklıları yemeğe davet etmeye evine.

"Bu davette size sırrımı açıklayacağım" demiş.

Herkes merakla davete gelmiş.Yemekler yenilmiş, içilmiş, sohbetler edilmiş vakit iyice gecikmiş.Ama gençlik sırrı ile ilgili tek kelam edilmemiş.Herkes konu ne zaman açılacak diye merak ederken adamcağız huri gibi sevimli hanımına seslenmiş.

"Hatun , şu kilerden bir karpuz getirirmisin bize sana zahmet!.." Hanım hemen doğrulmuş kilere giderek kaş ile göz arasında gidip bir karpuz getirmiş.

Adamcağız şöyle eliyle bir vurmuş tık tık diye sonra da :

" Bu olmamış hanım, güzel çıkmayacak, başka getirir misin bir zahmet" demiş. Hanım onu götürmüş bir tane daha getirmiş. Adam onu da bir yoklamış yine beğenmemiş.

"Hanım sana yine zahmet olacak ama bu da olmamış başka bir tane getirir misin" demiş.

Başka istemiş?. Bu böylece dört sefer daha tekrarlanmış .

Dedemiz beşincide karpuzu beğenmiş ve karpuz kesilmiş, misafirlere ikram edilmiş?. Herkes karpuzunu afiyetle yerken bizim dedecik sormuş.

"Eeeee?. Arkadaşlar işte benim gençliğimin sırrı burada anladınız mı??" Herkes birbirinin yüzüne bakmış.Kimse bişey anlamamış..

"Aman dede demişler nerde? Anlamadık biz bu sırrı!"

Dedecik gülmüş. "Efendiler" demiş "O gördüğünüz karpuz kilerde bir tanecikti,

tekti. Ben hanıma git de başka getir dedikçe o kilere gidip geliyor aynı karpuzu getiriyordu.Bir kere bile (aman be adam, delimisin nesin şu tek karpuzu ne

taşıtttırıyorsun bana defalarca…) demedi. Beni sizin önünüzde mahcup duruma düşürmedi.İşte bütün bu gençliğimi hanımıma borçluyum."


"Biz birbirimizi hiç başkalarının önünde zor duruma düşürmeyiz. Aile içindeki hiçbir şeyi dışarıya yansıtmayız.Hep birbirimize destek olur, dert ortağı olur, yardım ederiz. Birbirimizle ilgili olan problemleri yine birbirimize anlatırız.İyi kötü her olayı da birlikte paylaşırız."

Demiş.